Üye Girişi
Şifremi Hatırlat Şifremi Hatırlat
| |
Yeni Üyelik Yeni Üyelik
FESTİVAL TARİHLERİ
Anket Anket


DÖVİZ KURLARI DÖVİZ KURLARI

KUR´AN-I KERİM KUR´AN-I KERİM

Basın Bülteni Basın Bülteni


UlaşımUlaşım Krokisi Krokisi
Kaydol
E-Bülten E-Bülten

EtkinlikEtkinlik Kayıt Formu Kayıt FormuEtkinliklere kaydolmak için tıklayınız
CanlıCanlı Yayın Yayın
SohbetSohbet Bölümü BölümüDolu dolu ve hoşça vakit geçirmek için
DavetDavet Bölümü BölümüTanıdıklarınızı çağırın sitemizi canlandırın
İletişimİletişim Formu Formuinfo@koskerli.com



ULUSAL HABERLER2 ULUSAL HABERLER2

TAKVİM TAKVİM

Reklamlar Reklamlar

Memurlar Memurlar

İLİMİZİ TANIYALIM

30 Aralık 2008, Salı
           Kayseri ili merkez ilçenin Güneşli bucağı yakınındaki Kültepe höyüğünde 19. yüzyıl sonlarında başlayarak sürdürülen çeşitli kazı ve araştırmalar, bu yörenin eski bir yerleşme alanı olduğunu göstermiştir. Burada ele geçen buluntulardan Kültepe´nin İÖ 2000´lerden İS 4. yüzyıla kadar yerleşim yeri olduğu anlaşılmaktadır. Burada rastlanan ve Kapadokya Tabletleri adıyla bilinen pişmiş toprak belgelerden anlaşıldığına göre, Kültepe´deki yerleşim yerinin adı Kaniş´ti. Asurlular, Kaniş kralının izniyle kentin hemen yanında Karum adı verilen bir ticaret kolonisi kurdu. Bu topraklar İÖ 18. yüzyılın başlannda Anadolu´ da küçük krallıkların egemenliklerine son vererek merkezi birliği sağlayan Hititler´in eline geçti (bak. HİTİTLER). Kaniş´i alan Hititler bu kente Neşa adını verdiler. Geç Hitit Devletleri döneminde Tabal Krallığı´na bağlanan yöre, İÖ 7. yüzyıl sonlarında Kilikya Krallığı´nın egemenliğine girdi.
İÖ 6. yüzyılda yöre Pers Krallığı´na bağlı Kapadokya satraplığının sınırları içindeydi. İÖ 4. yüzyılda Makedonyalıların, sonra da Selevkoslar´ın egemenliğine giren bu topraklarda İÖ 3. yüzyıl ortalarında Kapadokya Krallığı kuruldu {bak. KAPADOKYA). Zaman zaman Roma, Bitinya, Pontos denetiminde kalan bu krallık İÖ 17´de Roma´ya bağlandı. Roma döneminde birçok kez Part, Sasani ve Got saldırısına uğrayan Kayseri yöresi, İS 4. yüzyılda ekonomik açıdan oldukça gelişmiş bir durumdaydı. Bu topraklar Bizans döneminde de Sasaniler´in saldırılarına hedef oldu. 7. yüzyılda Araplar tarafından ele geçirilen yöre, 9. yüzyılda gene Bizans´a bağlandı.
Selçuklular bu yöreye ilk kez 1067´de geldi. 11. yüzyıl sonlarında kısa bir süre için Haçlı-lar´ın eline geçen Kayseri yöresi, Anadolu Selçukluları ile Danişmendliler arasında el değiştirdikten sonra Anadolu Selçuklularına bağlandı. 13. yüzyılda Anadolu´ya saldıran İlhanlılar´ın denetimine giren yöre, 14. yüzyılda Eretna ve Kadı Burhaneddin devletlerinin egemenliğinde kaldı (bak. ANADOLU BEYLİKLERİ). 1399´da Yıldırım Bayezid tarafından alınan bu topraklar, Anadolu´nun Timur istilasına uğramasından sonra Karamanoğulları´na verildiyse de daha sonraları Dulkadıroğullan´ nın eline geçti. 1515´te Osmanlı topraklarına katılan Kayseri yöresi, uzun bir süre Celali Ayaklanmalarından (bak. CELALİ AYAKLANMALARI) etkilendi.
I. Dünya Savaşı´ndan sonra 1919´da yörenin güney kesimi Fransızlar tarafından işgal edildi. Kayseri, cumhuriyetin ilanından sonra il yapıldı.
Mazaka, Kaisareia, Kayseri... 6000 yillik bir sehir... M.Ö. 2000 yillarinda Anadoluya gelen Hititler, Kayseri yakinlarinda Kültepeyi (Kanis) kurmus. M.Ö. de Mazaka adiyla Bagimsiz Kapadokya Kralliginin baskenti olan sehirde inanmayacaksiniz belki ama 400 bin kisi yasiyordu. M.S. 1782 de Roma eyaleti olan bölgenin baskenti olan sehrin adi artik Kaisareiadir. Bizans, 691 ve 721 yillari arasinda Arap akinlarina ugrayan kent 1071 de Selçuklularin egemenligine geçer. Sehir daha sonra sirasiyla Danismendliler, Mogollar, Eretna Beyligi ve 1398 yilinda da Osmanlilarin yönetimine geçer.

Nihayet 1463 yilinda Fatih Sultan Mehmet sehri Karamanogullari´´ndan alarak Osmanlilara baglamistir. Osmanlilar zamaninda Kayseri, 1511´´de Sahkulu ve Celali isyanlari, 16. yy. sonrasi Karayazici isyani, 1624´´te de Abaza Mehmet Pasa isyani gibi önemli siyasi olaylara sahne olmustur.

18. yüzyilda ise, devletin sikintilarindan faydalanarak hanedan ailelerinin ortaya çikmasi, eskiyanin artmasi sehrin sosyal ve ticart hayatini etkileyen en önemli olaylardir. Bu arada, sehir 1717 ve 1835 yillarinda iki büyük zelzele geçirmis, harap olmustur. Kayseri, XIX. yüzyil sonlarinda Ankara vilayetine bagli Kayseri Sancagi´´nin merkezi olmustur.

Kurtulus Savasi sirasinda Develi´´nin Bakirdag bucagi bir süre Fransiz isgali altinda kalmistir. Yunanlilarin Haymana´´ya kadar ilerlemesi üzerine, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), 24 Temmuz 1921´´de hükümet merkezinin Kayseri´´ye tasinmasina ve Ankara halkinin da Kayseri´´ye göç etmesine karar vermistir. Kayseri´´deki lise binasi TBMM toplantilari için hazir duruma getirilmistir.

Kayseri bagimsiz sancak merkezi iken; 1924 Anayasasi ile vilâyet yapilmis, Cumhuriyet´´in ilk yillarinda 39.500 nüfuslu, harap, küçülmüs, fakirlesmis bir sehir halini almistir. 1927 yilinda demiryolu hattinin sehre ulasmasi ile ulasimda büyük bir gelisme olmustur. Kayseri Tayyare Fabrikasi ile 1935´´te Sümerbank Bez Fabrikasi´´nin kurulusu, Kayseri´´yi bir sanayi sehri yapmistir. Daha sonra 1950´´li yillarda sehirde büyük bir imar faaliyeti yapilmis, Türkiye´´de ilk defa "Sanayi Sitesi" kurulmus, birçok özel fabrika ve Kayseri Seker Fabrikasi açilmistir. Kayseri bugün Orta Anadolu´´nun sanayi ve ticaret merkezi olma gururunu tasirken, kültür ve turizm yönünden de büyük atilimlar içindedir.

 Kayseri İli Tarihi ve Turistik Yerleri

Kayseri İli Tarihi ve Turistik Yerleri
Orta Anadolu?nun ticâret ve sanâyi merkezi, kara ile demiryollarının kavşak noktası olan Kayseri tabiî güzellikleri yanında çok zengin târihî eserlere sâhiptir. Çok eski bir yerleşim merkezi olduğundan pekçok târihî eser ve yeri vardır. Bunların en önemlileri Selçuklu veOsmanlı devrine âit olanlardır. Selçuklu eserleri Konya?dan sonra en çok Kayseri?dedir. Selçuklu ve Osmanlı devri eserleri görülmeye değer güzellikte birer sanat şâheserleridir. Önemlilerinden bâzıları:

Kayseri Kalesi: Beşinci asırda Bizans İmparatoru Justinianus yaptırmıştır. Birçok harpte zarar gören kale Birinci Alâeddîn Keykubâd zamânında tâmir edilmiştir. Daha sonra Karamanoğlu ve Osmanlılar devrinde tâmir edilerek kullanılmıştır. İç ve dış kaleden meydana gelmiş ise de bugün dış kale çok harab vaziyettedir. İç kale dörtgen plânlı 195 burçludur. Doğuda güneyde ve kuzeyde olmak üzere üç kapısı vardır.

Zamantı Kalesi: Pınarbaşı yakınındadır.
Şahmelik Kalesi: Develi ilçesinin Şahmelik köyü yakınlarındadır. Romalılar döneminde yapılan kale, Bizanslılar tarafından da kullanılmıştır. Günümüzde harab vaziyettedir.

Yeşilhisar Kalesi: Adıyla anılan ilçededir.

Develi Kalesi: Develi ilçesinin batısında sarp kaya üzerine yapılmıştır. Harab vaziyettedir.

Hunad Hâtun Külliyesi: Anadolu Selçukluları devrinde yapılan ilk külliyelerdendir. 1238?de Birinci Keykubad?ın eşi Mahperi Hunad Hâtun tarafından yaptırılmıştır. Külliye, câmi, medrese, türbe ve hamamdan meydana gelmiştir. Câmi minâresizdir. Minâresi ve büyük kubbe de İkinci Abdülhamîd Han zamanında yaptırılmıştır. Külliye, taş işçiliği şâheseridir. Hamam 1968?de Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından tâmir ettirilmiştir.

Kölük Câmii ve Medresesi: On üçüncü asır Selçuklu eseridir. 1205 senesinde Selçuklu kumandanlarından Mazaffereddîn Mahmûd?un kızı Atsız Elti Hâtun yaptırmıştır. 1335?te depremden zarar gören yapıyı Kölük Şemseddîn tâmir ettirdiği için onun ismi ile anılmaktadır. Câminin mihrabı ve çinileri çok meşhurdur. Medrese iki katlıdır.

Hacı Kılıç Câmii ve Medresesi: Selçuklu vezirlerinden Ebû Kâsım Ali Tûsî 1242-1249 arasında yaptırmıştır. Câmi ve medresenin giriş kapıları nefis taş işçiliğinin güzel örneklerindendir. Câmi dışardan kale gibi gözükür. Sarı ve siyah taştan yapılmıştır.

Ulu Câmi: On ikinci asır Selçuklu eserlerindendir. 1135?te yapılan eser 1,5 m toprağa gömülüdür. Melih Mehmed Gâzi tarafından yaptırılmıştır. Çeşitli zamanlarda tâmir gören eser ilk orjinal yapı özelliğini kaybetmiştir. Yanında türbe ve medrese vardır. En eski Türk eserlerinden ve Anadolu?daki ilk Türk câmilerinden olup, minâresi Türkiye?nin en uzun minârelerindendir. On sekizinci asrın sonlarında Reîsülküttâb Râşit Efendi yanına bir kütüphâne yaptırmıştır. Çok değerli yazma eserleri vardır.

Kurşunlu Câmi: 1585?te yapılmıştır. Osmanlı devrine âittir. Asıl ismi Hacı Ahmed Paşa Câmiidir. Mîmar Sinan?ın eserleri arasında yer almaktadır. Hacı Ahmed Paşa, kaptân-ı deryâ idi. Kubbesi kurşundan olduğu için bu isim verilmiştir. Câmi külliyesinde kervansaray aşhâne, paşa odaları, medrese odaları ve şadırvan vardır.
Fâtih Sultan Mehmed Câmii: 1478?de Fâtih Sultan Mehmed tarafından yaptırılmıştır. Kale içinde olduğundan Kale Câmii olarak da bilinir.

Lalapaşa Câmii: Muslihiddîn Paşa tarafından 1308?de yaptırılmıştır. Lâle Câmii de denir. Minberi eşi bulunmaz bir şâheserdir. Sultan İkinci Abdülhamîd Hanın hediye ettiği muhâfazada sakal-ı şerîf bulunmaktadır.

Ulu Câmi: Bünyan ilçesindedir. 1256?da Kaluyan bin Karabuda tarafından yaptırılmıştır. Taç kapının kitâbe ve süslemeleri çok güzeldir. Kesme taş duvarları ile kale görünümündedir.

Develi Ulu Câmi: Develi ilçesindedir. 1281?de Göçer Araslan ve eşi Saad tarafından yaptırılmıştır. Mihrabı çok süslüdür.

Avgunlu Medresesi: On üçüncü asırda yapılmıştır. Medrese, Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından yeniden restore edilmiştir.

Sâhibiye Medresesi: 1267?de Selçuklu vezirlerinden Sâhip Ata yaptırmıştır. Kapısını çevreleyen geometrik işlemeler Selçuklu taş işçiliğinin en güzel örneklerindendir.
Köşk Medrese: 1341?de Alâeddîn Eratna tarafından yaptırılmıştır. Kesme taştandır. Avlunun ortasında bir türbe vardır. Türbede Alâeddîn Eratna ve hanımı gömülüdür.

Hâtuniye Medresesi: 1432?de Dulkadiroğullarından Nâsıreddîn Mehmed bin Halil tarafından yaptırılmıştır. Kapısının yanında sivri kemerli iki güzel çeşme vardır.

Çifte Medrese(Şifaiye Gıyâsiye Medresesi): Biri medrese biri hastâne olmak üzere, bitişik iki yapıdan meydana gelmiştir. Dünyada ilk tıp fakültesidir. 1205?te Selçuklu Sultanı Gıyâseddîn Keyhüsrev kız kardeşi Gevher Nesibe Sultan adına vasiyeti üzerine vakıf olarak yaptırmıştır. Kapısı ince işlemeleri ile Selçuklu taş işçiliğinin ilginç örneklerindendir. Hastâne kısmının duvarına bitişik Gevher Nesibe Sultan Türbesi vardır.

Keykubadiye Sarayları: Alâeddin Keykubâd?ın 1224?te yaptırdığı yazlık binâlardır. Küçük bir gölün kıyısında üç köşkten meydana gelmiştir.

Sultan Hanı: Kayseri-Sivas yolunda, Palaş köyündedir. Kitâbesinden 1236?da yapıldığı anlaşılmaktadır. Avlusunda kare plânlı köşk mescid vardır. Konya Sultan Hanından daha büyüktür.

Tekgöz Köprüsü: Kayseri-Ankara yolunda Kızılırmak üzerindedir. Kitâbesinden 1203?te Rükneddîn Süleymân tarafından yaptırıldığı anlaşılmaktadır. Uzunluğu 120 m genişliği 27 metredir.

Çokgöz Köprüsü: Kayseri-Yozgat yolunda, kızılırmak üzerindedir. On üçüncü asırda yapılmıştır. Değişik ebatlarda on beş gözden meydana gelmiştir. Yapılan tâmirler yüzünden orijinal yapısı kaybolmuştur.

Karatay Hanı: Kayseri-Malatya yolundadır. Atabey Emir Celâleddîn tarafından 1240 senesinde yaptırılmıştır. Bezemeli kapısı çok güzeldir.
Çifte Kümbet: 1247?de Sultan Birinci Keykubad, eşi Melîke Âdile için yaptırmıştır. Sivas Caddesi üzerindedir. Kare kaide üstünde sekizgen gövdeli kümbetin pramit külahı yıkılmıştır.
Döner Kümbet: Kayseri-Talas arasındadır. 1276 senesinde BirinciAlâeddîn Keykubâd?ın kızı Şah Cihan Hâtun için yapılmıştır. 12 köşeli olup, üstü koni biçiminde bir külah ile örtülüdür. Sarımsı kesme taştan yapılmıştır. Bitki motifleri ve geometrik motiflerle süslüdür. Kümbete iki yönlü dar bir merdivenle çıkılır.

Melik Gâzi Türbesi: Pınarbaşı ilçesine bağlı Melik Gâzi köyündedir. On ikinci asırda yapılmıştır. İki katlı olup, alt katta lahid odası, üst katta ise sandukaların bulunduğu oda vardır. Türbenin dış yüzü tuğlalarla kaplıdır. Tuğlalar geometrik desenler biçiminde dizilerek güzel bir görünüm kazandırılmıştır.

Eski eserler: Kayseri?nin 20 km kuzeydoğusunda bulunan Kültepe, Hitit ve Asurlulara âit 4000 senelik bir yerleşim merkezidir. Eski adı ?Kaniş? (Kaneş) idi. Kazılarda binlerce tablet bulunmuştur. Bu antik şehrin kalıntıları da vardır. Asurlu tüccarların bir kolonisiydi. Burada bronz ve bakır çağ devirlerine âit eserler de bulunmuştur.

Karum: Kültepe yakınlarında eski bir Hitit ve Asur kenti kalıntısıdır. Erkilet: Hititlere âit bir kentin harâbeleridir.

Soğanlı Harâbeleri: Roma devrine âit kiliseler vardır. Bu harâbeler Erdemli, Doğanlı, Araplı ve Göreme?dekilerle aynı özelliği taşır. Başköy?deki büyük kiliseye yer altı kanalları ile bağlıdır. Hepsi fresklerle süslüdür.

Kayabaşı Mağaraları: Bünyan ilçesi yakınında olup, ilk çağlara âit sanat izleri bulunur.

Roma Mezarı: Sahabiye Medresesi yanında M.Ö. üçüncü asra ve Romalılara âit bir mezardır.

Fraktın Yazılı Kabartmalar: Develi ilçesi Fraktın köyü yakınında kayalar üzerinde Hititlere âit yazı ve resimlerdir.

İmamkullu Kabartmaları: Develi ilçesinin İmamkullu köyü yakınındadır. Büyük bir kaya (Şimşek Kaya) üzerine yazılmış hiyeroglif yazılar ve kabartma resimler Hititlere âittir.

Yemliha Kartalı: Kayseri müzesinde bir Hitit eseridir. Yekpâre granit taştan yapılmıştır. 2 metre 20 cm yükseklikte ve 4 ton ağırlıktadır.


Tabiî Güzellikler

Kayseri?de tabiî güzelliği ile meşhur pekçok mesire yeri vardır. Başlıca mesire yerleri şunlardır:

Erciyes Dağı: Zirvesi devamlı karla örtülü ve İç Anadolu?nun en yüksek dağı olan Erciyes Dağı ve eteklerinde manzarası ve tabiî güzelliği fevkalâde olan mesire yerleri vardır. Ayrıca dağ, kayak sporlarına müsâittir. Erciyes ve Tekir yaylası kış aylarında dağcılık ve kış sporları merkezi özelliğini taşırken, yaz aylarında ideal bir dinlenme yeridir. Çeşitli tesisler, yüzme havuzu, telesiyej yanında dağ evi vardır. Uludağ?dan sonra Türkiye?nin en büyük kış sporları merkezidir.

Bağlar: Merkez ilçe ile Erkilet, Gesi, Talas ve Hisarcık arasındadır. Boğaz Köprü: İl merkezinin batısında 20 km mesâfede bulunan bu mesire yeri Karasu yanındadır. Gesi: Tabii bir dinlenme, yeridir. Bağları türkülere konu olmuştur. Talas: Şehre 7 km mesâfededir. Hisarcık: Park ve yüzme havuzu vardır. Dağ evi, su, yeşillik, güneş ve devamlı rüzgâr ile eşsiz bir mesire yeridir. Hisarcık, dağ evine gitmek isteyenlerin geçtiği bir mesire yeridir. Mimar Sinan Parkı ile İnönü Parkı: Şehrin içindedir. Geniş bir sahaya yayılmıştır.


Kapuzbaşı Şelâlesi: Kayseri?ye 170 km mesâfede, ilin güney sınırındadır. Torosların Hacer bölgesinde, yüksekliği yer yer 70 ilâ 150 metreyi bulan kayalardan çıkıp aynı adlı bir çayı meydana getiren şelâleler, Kayseri ve civârının en önemli tabiat harikalarından birisidir. Bir vâdide yükselen kayalıklara eski Türkçede ?kapuz? adı verildiği için şelâleler bu adla anılmaktadır. Türklerin bahar mevsiminde buraya gelip şelâlelerin başında kopuz çaldıkları için bu adı aldığını nakledenler de vardır. Yedi ayrı kaynaktan çıkan sular, meydana getirdikleri şelâleler ile seyredenleri âdeta büyülemektedir.

Kaplıca ve İçmeleri

Kayseri ili içme ve kaplıca bakımından oldukça zengindir. Önemli ve meşhur kaplıcaları şunlardır.

Bayramhacı Kaplıcası: Kayseri?ye 80 km uzaklıkta Bayramhacı köyü yakınlarındadır. Romatizmal rahatsızlıklara, gut hastalığına ve dolaşım sistemi rahatsızlıklarında faydalıdır. İçme kürleri karaciğer ve safrakesesi hastalıklarına iyi gelir. Kaplıca yanında tesisleri vardır.

Yeşilhisar İçmesi: Yeşilhisar ilçesine 11 km uzaklıkta, Kayseri-Niğde yolu üzerindedir. Mîde ve barsak rahatsızlıklarına faydalıdır. Kaplıca yanında tesisleri vardır.

Tekgöz Kaplıcası: Yemliha köyündedir. Çok eski zamanlardan beri kullanılan bu kaplıca nevralji, yarım felç, kırık ve çıkık ile kadın hastalıklarına iyi gelmektedir.

Hasanarpa Mâden Suyu: İl merkezine 12 km uzaklıkta Hasanarpa köyündedir. Mîde, karaciğer ve böbrek hastalıklarına iyi gelir.
 
KAYSERİ TARİHİ VE TURİSTİK YERLERİ
KÜLTEPE-KANİŞ

Kayseri Sivas karayolunun 20´nci kilometresinde bulunan Karahöyük köyü yakınındadır. Anadolu?nun en büyük höyüklerinden biridir. M.Ö. 2500 yılından itibaren iskan gördüğü, bu bölgede Profesör Tahsin Özgüç tarafından yapılan kazılarda elde edilen eserlerden anlaşılmaktadır. Eski Tunç devrinin ve Asur ticaret kolonileri devrinde önemli bir şehirdir. Çivi yazılı tabletleri ve resmi yapı kalıntıları ile ünlüdür. Kazılar halen devam etmektedir.
KAYA ANITLARI

Kaya anıtlarının önemli olanları Develi ve Hisarcık´ta yer almaktadır. Develi ilçesinde bulunanlardan Hititlere ait olanı Fraktin Kaya anıtları olarak bilinmektedir. Kayseri merkezine 78 km uzaklıktadır.
Büyük bir kaya üzerinde hiyeroglif yazı ve kabartma resimlerle (tanrıların ibadet sahneleri) ünlüdür. Diğeri Şimşek Kaya olarak adlandırılmakta ve Fraktin kaya anıtının bir benzeridir. Develi´nin İmamkulu köyü yakınlarındadır.
Hisarcık´taki kaya anıtı da hiyeroglif yazı ve kabartma resimlerden ibaret diğer kaya anıtlarının benzeri bir eserdir.
MEZAR ANITLARI

İl merkezinde İstasyon caddesinde medrese arkasında bulunan Roma Mezarı ile Felahiye ilçesine 7 km uzaklıktaki büyük mermer taşlardan yapılmış olan Roma Mezarı en önemlilerindendir.
Bu mezarların Kapadokya´nın Roma eyaleti olduğu dönemde yapıldıkları bilinmektedir.
SOĞANLI HARABELERİ

Açık müze olarak ziyarete açık bulunan Soğanlı harabeleri Yeşilhisar ilçesinin Soğanlı köyündedir. Bizanslılar döneminin MS 3-7 inci yüzyıllarından kalma birçok kalıntılara sahiptir. Bu kalıntılar, Kubbeli Kilise, Ak Kilise, Büyük Kilise, Yılanlı Kilise, Saklı Kilise, Meryem Kilisesi, Geyikli Kilise adlarıyla anılan kilise kalıntılarıdır.
Soğanlı köyüne yakın olan Yeşilhisar´ın Erdemli, Doğanlı, Başköy ve Araplı köylerindeki kiliseler de Nevşehir´in Göreme kiliselerinin benzerleridir. Ayrıca Ürgüp, Göreme vadisinde yer alan peribacalarının devamı da bu bölgededir.
HACER ORMANI, YEDİGÖLLER, KAPUZBAŞI ŞELALELERİ

Yahyalı ilçesine yaklaşık 80 km uzaklıkta bulunan Hacer Ormanları 18 bin hektar alanı kapsamakta ve Yahyalı Orman İşletme Müdürlüğüne bağlı ormanlardır. Orta Toroslar üzerinde bulunan Demirkazık dağının güney ve doğuya uzanan kolları üzerinde yer alan bu ormanlar, Zamantı ırmağı istikametine uzanan 600-2000 m rakımlarında sürekli kar mıntıkası halindedir.

Yedi göller adı ile bilinen mevkide irili ufaklı yedi adet göl bulunmaktadır. Yahyalı?ya 80 km uzaklıkta bulunan bu göllerin en büyüğü Direk gölüdür. 3150 m rakımda yer alan göllerin derinliği bilinmemekle beraber, bu göller kar ve buzul suları ile beslenmektedir.

Yedi göllerden yaklaşık 10 km doğuda bulunan Soğukpınar ise 1700 m rakıma sahiptir. Buradaki ormanlık alan ise 687 Ha civarındadır.

Kapuzbaşı şelalelerinin bulunduğu mevkii ile Soğukpınar arası 18 km?dir. Kapuzbaşı takım şelaleleri, Yahyalı ilçesinin Küçükçakır köyünün kuzeyinde bulunan Ensenin tepesinde yer almaktadır. Yahyalı?ya 55-65 km uzaklıktadır ve ulaşım iki ayrı yoldan sağlanmaktadır. Yollardan birisi Yahyalı-Dikme-Çamlıca-Ulupınar-Kapuzbaşı güzergahıdır. Bu yol 65 km?dir. Diğeri ise Yahyalı-Dikme-Delialiuşağı-Yeşilköy-Balcıçakırı-Kapuzbaşı güzergahıdır. Bu yol ise 55 km?dir.

Kapuzbaşı takım şelalelerinin irtifa akışı 40-76 m arasında değişir. Ülkemizin en büyük şelaleler takımıdır.
KALELER

Merkezde Kayseri ve Asarcık Kaleleri, Develi´de Develi ve Öksüt Kalesi, Akkışla ilçesinde Akkışla Kalesi, Pınarbaşı ilçesinde Viranşehir Zamantı Kalesi, Yeşilhisar ilçesinde Yeşilhisar ve Zengibar Kalesi ile Felahiye ilçesinde Zırha Kalesi görülmeye değer önemli kalelerdir.
HANLAR ve KERVANSARAYLAR

Kayseri-Sivas karayolunun 47´nci kilometresinde yer alan Sultanhanı, Selçuklu sultanı 1.Alaaddin Keykubat zamanında yaptırılmıştır.

Kayseri-Malatya karayolunun 50´nci kilometresinde bulunan Karatay hanı, Selçuklu vezirlerinden Celaleddin Karatay tarafından 1240 yılında yaptırılmıştır.

İncesu ilçesinde bulunan Karamustafapaşa Kervansarayı, Osmanlı veziri Merzifonlu Kara Mustafa Paşa tarafından külliye olarak yaptırılmıştır. Külliye içerisinde çarşı, medrese, hamam ve cami bulunmaktadır.

Ayrıca Osmanlılar döneminde Kayseri il merkezinde yaptırılan Pamukhan, Gökhan ve Vezirhan diğer önemli hanlardandır.
MEDRESELER

Anadolu?nun ve Avrupa?nın ilk tıp okulu ve hastanesi olarak Selçuklular döneminde yaptırılan ve bugün müze olarak kullanılan Şifaiye ve Gıyasiye Medresesi, 1240 yılında Selçuklu vezirlerinden Seraceddin tarafından yaptırılan Seraceddin Medresesi, 1237 yılında Selçuklu hükümdarı 2. Gıyaseddin Keyhusrev´in annesi Mahperi Hatun tarafından yaptırılan ve bugün Etnografya Müzesi olarak kullanılan Hunat Medresesi, 1276 yılında Selçuklular döneminde yaptırılan Sahabiye Medresesi, 1249 yılında Selçuklu Veziri Ebukasım Ali Taşi tarafından yaptırılan Hacıkılıç Medresesi ve 1431 yılında Dulkadiroğullarından Nasureddin Mehmet Bey tarafından yaptırılan Hatuniye Medresesi gerek tarihsel ve gerekse turizm açısından görülmeye değer önemli mimari eserlerdir.
Bu medreselerin hepsi de il merkezinde bulunmaktadır.
KÜMBETLER VE MELİKGAZİ TÜRBESİ

12. yüzyıldan başlayarak inşa edilen Melik Mehmet Gazi Türbesi, Melikgazi Türbesi, Hasbek Kadı Kümbeti, Hacip Kümbeti, Han Kümbeti, Alaca Kümbet, Dev Ali Türbesi, Mahperi Hatun Türbesi, Çifte Kümbet, Seyyid Şerif Türbesi, Hızır İlyas Türbesi, Döner Kümbet, Emir Şahap Türbesi, Mehmet Zengi Türbesi, Emir Erdoğmuş Türbesi, Kutluğ Hatun Türbesi, Emir Ali Türbesi, Ulu Hatun Türbesi, Sırçalı Kümbet, Dörtayak Türbe, Seyyid Ali Türbesi, Suya Kanmış Hatun Türbesi, Ali Cafer Kümbeti, Beşparmak Türbesi, Şeyh Tennuri Türbesi, Şeyh Tacettin Türbesi, Şeyh Seyfullah Türbesi, Zeynel Abidin Türbesi, Seyyid Burhaneddin Türbesi, Esma Hatun Türbesi gibi çok sayıda türbe ve kümbet bulunmaktadır.
Melikgazi Türbesi, Pınarbaşı ilçesinin Melikgazi köyündedir. Kayseri´ye 91 km uzaklıktadır. Kare kesitli plan üzerine kurulmuş klasik Selçuklu türbeleri tarzında iki katlı olarak inşa edilmiştir. 7 sanduka ve cesedin yer aldığı türbede mumyalı olanı Melik Gaziye aittir. Mimarisi ile bölgenin tek örneğidir.

Mahperi Hatun türbesi, şehir merkezinde Hunat camii ile medrese arasında yapılmış mimari karakterli anıtsal bir Selçuklu eseridir. Sekiz köşeli olarak ve süslü bir şekilde yapılmış bulunan türbenin içerisinde yan yana üç mezar taşı bulunmaktadır.
Döner Kümbet, Kayseri´de Talas yolu üzerinde bulunmaktadır. Prenses Şah Cihan Hatun adına yaptırılmış önemli ve görkemli bir türbedir. Selçuklu eserlerinin en güzel örneklerindendir. Sarımtırak kesme taştan on iki köşeli ve yüzlü olarak (her yüzünde değişik geometrik şekiller ve efsanevi yaratıkları sembolize eden kabartmalar vardır) inşa edilmiştir.

Seyyid Burhaneddin Türbesi, Kayseri´de kendi adıyla anılan mezarlığın içerisindedir. Türbe, ortası kubbeli, giriş hariç üç tarafı kubbeye bağlı kısa tonozlu, girişte kapı önü revakı bulunan bir binadır. Çok sayıda ziyaretçinin uğradığı bir türbedir.
CAMİLER

Danişmendli, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde yapılan çeşitli camiler bulunmaktadır. Bunlardan il merkezinde yer alan Ulucami, 1042 yılında Danişmendliler zamanında Melik Gazi tarafından yaptırılmıştır. Selçuklular zamanında yaptırılan camilerden Gülük Camii 1210 yılında, Hunat Hatun Camii 1237 yılında ve Hacıkılıç Camii ise 1249 yılında inşa edilmiştir. Osmanlılar döneminde yapılan camilerden en önemlileri Kale, Katıroğlu ve Mimarsinan camileridir.
Bünyan, Develi ve Yeşilhisar Ulu Camileri ile Bünyan ilçesine bağlı Büyükbürüngüz köyündeki Daniş Ali Bey Camii ile Alaüddevle Mescidi diğer önemli tarihi camilerdir.
HAMAMLAR
Hunat, Sultan, Gülük, Caferbey ve Kadı isimleriyle anılan hamamlar önemli tarihi hamamlardır.
ÇARŞILAR

Bedesten, Pirinççiler, Hacıefendi ve Kapalı çarşı Osmanlılar devrinde yaptırılan en önemli tarihi çarşılardır.Kapalı çarşı, il merkezinde büyük bir alanı kaplayan, içinde çeşitli esnafların bulunduğu, kemerler üzerine oturan ve tamamının restore edildiği bir pazar yeridir. 1853 yılında yaptırılmıştır.
ÇEŞMELER

Sahabiye, Pamukhanı, Oduncu, Şiremenli, Güdüllü ve Kadı çeşmeleri Selçuklu ve Osmanlılar dönemlerinde yaptırılan önemli çeşmelerdir. Bunlara benzer değişik yerleşim yerlerinde çok sayıda çeşme bulunmaktadır. Bu çeşmelerin kaybolmaması amacıyla rölöveleri alınmış ve bir kitap halinde bastırılmıştır. Bazılarının restoresi asıllarına uygun şekilde yaptırılmıştır.


YORUM GÖNDERYORUM GÖNDER
  Adınız Soyadınız :
  Mesajınız :
Not : Lütfen küçük harf kullanınız. Maksimum 500 karakter

Önemli Not : Gönderilen mesajlar sistem tarafından kayıt altına alınmakta olup site yöneticileri tarafından görülmektedir. Lütfen bu hususa dikkat edelim ve başkalarını rahatsız edici mesajlar göndermeyelim.
Sayfa Üretim süresi :0,0156


Tam Ekran








Download Silverlight Plug-in